1 Ocak 2013 Salı

2012-2013 10.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları -Fırat Yayıncılık 3.Ünite:İskendername (Sayfa:108- 114)


4. metin   İSKENDERNÂME
1.  “İskendernâme”den alınan, kitabınızda okuduğunuz bölümün olay örgüsünü, aşağıdaki şema üzerindeki boş bırakılan yerlere kısaca yazınız.
* İskender ve ordusu karanlık içinde yol devam ederler ve karanlık olduğu için birbirlerini bulamazlar ve kaybolurlar.
* İskender geri dönmek istemez ama ordusunun durumunu görünce mecburen geri dönmek zorunda kalır. * * Geri dönünce Hızır’ı göremez. Kendi ordusu karanlık kurtulur ve İskender Hızır’ı merak eder. Fakat Hızır da ab-ı hayat suyunun yanındadır. 
* İskender de bir çöle gelir ve burda herkesin yattığı sırada bir ağaç İskender’e seslenir. Çok mal yığdın, servetin çok oldu. Neden halen yürüyorsun der. 
* İskender bunun için buruk bir şekilde yoluna devam eder.
*  Daha sonra vardığı yerde bir burun kanaması geçirir ve hastalanır. 
* Doktorlara haber yollanırsa İskender, kendisine ecelin geldiğini anlar ve hiçbir şeyin fayda etmeyeceğini düşünür.
*  Sonunda da eceline yenilir.


2.  Metnin yapısını oluşturan öğeleri aşağıya yazınız. 
Ola örgüsü:
Kişiler: İskender, Hızır,
Mekân: Belirli bir mekan olmamakla birlikte karanlık, gün doğusu ve batısı için kullanılan yerler var.
Zaman : Belirli bir zaman yok.
 3. Sınıfta dört gruba ayrılınız. Grup sözcünüzü belirleyerek aşağıdaki konulardan birini seçiniz. İnceleme sonuçlarınızı grup sözcüleriniz aracılığıyla aktarınız.
a.  Metindeki kişileri, olay örgüsündeki önem sırasına göre tahtaya yazınız. Daha sonra bu kişilerin kişilik özelliklerini ve olay örgüsündeki işlevlerini yazınız.
a. İskender en önemli karakter Hızı ise daha sonraki önem sahiptir. Olay örgüsü mutlaka anlatmaya bağlı mutlaka bir karakter etrafında şekillenmesi gerekmektedir.
b. Metindeki mekânın, olayların oluşumundaki işlevini ve nasıl anlatıldığını belirtiniz.
b. Mekan, olayların anlatılmasında olayın belli bir mekanda geçmesi gerektiği düşünüldüğü için verilmiştir. Fakat belirli bir mekan isimleri verilmemiştir.
c.  Metindeki olaylar, belli bir zaman dilimi içinde mi anlatılıyor? Zamanın nasıl anlatıldığını söyleyiniz.
c. Zaman belirgin değil. Olaylar ise belirsiz bir zaman diliminde geçmektedir. Mesela İskender, karanlıktan ne kadar zamanda çıktığı belirtilmemiştir.
ç. Metindeki kişilerle, zaman ve mekânın ilişkisini açıklayınız.
ç. Mekan, kişiler ve zaman bir uyum içerisinde olay örgüsü etrafında şekillenmiştir ki bize anlamsız ve garip gelen bir yanı yoktur. Olay örgüsünü şekillendirmek için verilmiştir.

4.  Metnin temasını söyleyiniz. Temanın, XIV. yüzyılda Türk edebiyatının etkilendiği İslami edebiyatın etkisini de düşünerek dönemle ilişkisini belirtiniz.
4. İskender’in hayatıdır teması. 14 yüzyılda İslamiyet etkisi ile şekillendiği doğrudur çünkü İskender, dini bir karakterdir ve Kuran’da Zulkarneyn diye geçen kişidir.

 5. a. Daha önceden hakkında bilgi edindiğiniz İskendernâme’nin konusunu özetleyerek anlatınız.
a. Makedonyalı İskender’in doğu ve batıya yapmış olduğu seferleri ele alarak alegorik olarak hayatını anlatır.
b. “İskendernâme”nin temasının evrensel olup olmadığını açıklayınız.
b.İskendername’nin  Tema evrenseldir.
 6. Sınıfta arkadaşlarınızla grup oluşturarak İskendernâme’nin bir bölümünü canlandırınız. Daha sonra metinde anlatılan olayların yaşanabilir gerçekler olup olmadığını ve bunların olay örgüsünde nasıl anlatıldığını tartışınız. Sonuçları sıralayınız.

6. Bu olaylar yaşanabilir olaylardır. aynısı olmasa da benzer olaylara rastlamak mümkündür.

7.  Metindeki olayları, olay örgüsü içindeki kişilerden biri mi, yoksa dışarıdan gözlem yapan, her şeyi bilen biri mi anlatıyor? Anlatıcının bakış açısıyla ilgili çıkarımlarınızı açıklayınız.
7.Anlatıcı olayın dışındaki birisi. İlahi anlatıcı bakış açısı kullanılmış olup anlatıcı her şeyi bilen biridir.
8. a. Mesnevinin orijinalinden alınan aşağıdaki beyitleri okuyunuz. 

Gitdiler zulmet içinde bir zaman                            Karanlık içinde bir zaman yürüdüler,
Bir gice bir ebr kopdı nâ-gehân                               Bir gece ansızın bir bulut çıktı.
Leşker ü şeh işlerini yazdılar                                    Asker ve şah ne yapacaklarını şaşırdılar,
Yürüriken birbirinden azdılar                            Yürürken şaşkınlıktan birbirinden ayrılarak dağıldılar.
Çünki görmezlerdi birbirin ayan                             Birbirlerini karanlıkta göremedikleri için
Azdılar biri birinden bî-gümân                                Şüphesiz birbirinden ayrılarak dağıldılar.
Beyitlerde geçen aşağıdaki kelimelerin günümüzdeki karşılıklarını inceleyiniz. Farklılıkları belirtiniz.

gitdiler —–> gittiler                       t- d değişmesi
kopdı —-> koptu                            t- d değişmesi
gice>gece                                           i-e değişmesi


b. Metnin orijinalinden günümüzde de aynen kullanılan kelimeleri tespit ediniz.
b. zulmet, içinde, zaman, bir, işlerini , yazdılar, azdılar gibi kelimeler günümüzde de kullanılmaktadır.

c.  “zulmet, nagehan, ayan, bî-gümân, leşker, şeh” kelimelerinin anlamını bilip bilmediğinizi belirtiniz. Metinde anlamını bilmediğiniz kelimelerin çoğunlukta olup olmadığını söyleyiniz.
c. Bu kelimelerin bazılarını anlamlarını bilsek de çoğunluk olarak anlamını bilmediğimiz kelimeler çoktur.
Zulmet <karanlık,   na-gehan> ansızın, birdenbire, bi-güman> Kuşkusuz, Şüphesiz, leşker> asker, şeh>şah
ç. Metinle ilgili incelemenizden ve mesnevinin tamamının anlatımından hareketle eserin dili hakkındaki düşüncelerinizi aşağıya yazınız.

Günümüz Türkçesine göre anlamını bilmediğimiz kelime ve kavramlar olsa da  yazıldığı devre göre sade bir dil kullanılmıştır.

9. “İskender’in Ordusu ile Karanlığa Varışı” adlı bölümde tasvir yapılan beyitleri bulup tekrar okuyunuz. Belirtilen bölümde tasvirin nasıl yapıldığını açıklayınız. Beyitleri okurken bu tavsirin sizi nasıl etkilediğini belirtiniz.

9. Tasvirler kısa cümlelerle dile getirilmiş olup sadece olayların daha iyi anlaşılması için verilmiştir.
 Bu dönemde tasvirler asıl unsur olarak ele alınmaz, daha çok olan ortay konmasında yardımcı unsur olarak kullanılır.


10. a. İskender ve Zülkarneyn hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
10.a.
Hazret-i Zülkarneyn (as), Kur’ân’da ismiyle zikredilen sâlihlerdendir. Kimliği konusunda açık bir nass olmadığı için nebi mi olduğu, veli mi olduğu, sâlih bir padişah mı olduğu hep tartışma konusu olmuştur. Bazı müfessirler, Kur’ân’da Allah’ın “Yâ Ze’l-karneyn” şeklinde hitap ettiğinin bildirilmesini nazara alarak nebî olduğunu; bazıları da velî olduğunu iddiâ ederler. Bu konudaki ihtilâfa Üstad Bedîüzzaman (ra) son noktayı koyar: Zülkarneyn, Allah’ın kendisini te’yid ettiği, hususî güç ve kuvvet verdiği, Yemen Padişahlarından bir şahıstır ki, Hazret-i İbrahim (as) zamanında yaşamış ve Hazret-i Hızır’dan ders almıştır.
Zülkarneyn, “İskender” olarak da tanınmıştır. Her ne kadar Fahrüddin Râzî tefsirinde Yunanlı İskender’in Zülkarneyn olduğunu söylemişse de; milattan takriben üç yüz sene önce yaşamış ve Aristo’dan ders almış olan Yunanlı İskender’in tarihî bilgiler açısından Zülkarneyn olamayacağında müfessirlerin çoğunluğu birleşmişlerdir. Bedîüzzaman (ra) da Zülkarneyn’in, Yunanlı İskender olmadığını kaydetmiştir.
Hazret-i Zülkarneyn’in, Ye’cüc ve Me’cüc denilen bozguncu, fitne ve fesatçı, mütecaviz, vahşî, saldırgan, yağmacı, yıkıcı ve zalim iki kabilenin şerrinden ve saldırılarından medenî ve mazlum kavimleri korumak için bir sed bina ettiğini, yine Kur’ân beyan eder.
Büyük İskender
Büyük İskender veya III. Aleksander, (Yunanca: Megas Aleksandros; 22 Temmuz M.Ö. 356, Pella, Makedonya - 13 Haziran M.Ö. 323, Babil), Makedonyalı İskender olarak da bilinir. M.Ö. 336-323 yılları arasında Makedonya kralı ve tarihteki en büyük komutanlardan biri. Makedonya kralı II. Filip'in oğlu.
Pers İmparatorluğu'nu yıkarak Yunanistan'dan Hindistan'a kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurmuş, Eski Yunan uygarlığının Doğu'ya yayılmasında etkili olmuş ve efsanevi bir kahramana dönüşmüştür.

 b. Nihad Sami Banarlı’nın, “İskendernâme”yle ilgili değerlendirme yazısından alınan aşağıdaki bölümü okuyunuz.
“İskendernâme isminden de anlaşılacağı gibi büyük İskender’in hayatına, idealine, aşklarına ve fetihlerine dair, tarihlerden, rivayetlerden, destanlardan derlenmiş bilgilerle meydana getirilmiş, büyük bir manzum hikâyedir. İskendernâme mevzuu, Türk edebiyatından önce İran edebiyatında işlenmiş ve İskender’in hayatı, İran romanının klasik mevzuları arasında yer almıştır. İskendernâme, Firdevsî’ye de mevzu olmakla beraber, büyük müstakil bir eser olarak İran edebiyatında bilhassa Genceli Nizamî tarafından yazılmıştır.
Ahmedî, İskendernâme’nin mevzuunu İran edebiyatından almış fakat onu kendi bilgisi, kendi sanatı ve kendi buluşlarıyla süsleyip genişleterek klasik terbiye ve klasik anane içinde, orijinal bir eser hâline koymuştur. Bu bakımdan Ahmedî’nin eseri İran örneklerine nispetle daha ciddi, tarihî hakikatlere daha yakın bir kitaptır.
O kadar ki İskendernâme, ihtiva ettiği bilgilerin çeşitliliği ve zenginliği dolayısıyla âdeta o devir ilminin bir ansiklopedisi mahiyetini almıştır.
8200′den fazla beyitle söylenen İskendernâme, lisan bakımından da sade ve sevimli bir XIV. asır Türkçesiyle yazılmıştır. Onun içindir ki İskendernâme bugün, sanat değerinden veya verdiği tarih bilgilerinden ziyade dil ve umumi kültür bakımından ehemmiyetli bir eserdir.
Ahmedî, bütün bu bilgileri kendi zamanında Şark ilminin bilebildiği en zengin ve yine o zaman için en doğru sayılan bir şekilde yazmıştır. Ancak eserini bir vakalar ve maceralar şeridi hâlinde bırakmamış, ona fikrî, ahlaki ve terbiyevi bir hüviyet de vermiştir.
Mesela Ahmedî’ye göre âb-ı hayat, ilimdir ancak onu bulanlar ölmez. Aristo, akıl’dır. İskender, ruh’tur. Dârâ, ihtiras’tır ve ruh ancak ihtirası yendiği zaman dünyaya hâkim olur.”

c. Okuduğunuz yazıdan ve eserle ilgili edindiğiniz bilgilerden yola çıkarak “İskendernâme”yi kendinden önceki metinlerle ve daha önce okuduğunuz günümüz yazarlarından birine ait hikâye ile karşılaştırınız. Farklılıkları sıralayınız.
c.                                                   
İskendername                               
 Farklılıklar    
Temaları farklı
 Olağanüstülükler var
  İnsana ait gerçeklik az
   İslami etki var.
Benzerlikler
Olay   çevresinde gelişen edebi metinler
Olay,   yer, zaman, kişi etrafında şekillenmiştir.
 Hişt  adlı hikaye
Temaları farklı
Olağanüstülükler yok
İnsana ait gerçeklikle dile getirilmiş
Modern etkiyle yazılmış
Benzerlikler
Olay   çevresinde gelişen edebi metinler
Olay,   yer, zaman, kişi etrafında şekillenmiştir.
ç. “İskendernâme”nin XIV. yüzyılın gerçekliğiyle ilişkisini açıklayınız.
Ç. Dini yani İslami etki olduğunu düşünecek olursak döneminin gerçekliğine uygun düşmektedir. Çünkü İskender dini karakterdir.
11.Kitabınızdaki eserlerden hareketle XIII – XIV. yüzyıllarda Anadolu’da, olay çevresinde oluşan edebî metinlerin oluşmasını sağlayan zihniyet (ait oldukları dönem; dönemin siyasi, dinî, kültürel, toplumsal yönden özellikleri) hakkında bilgi veriniz.

11. 13. ve 14. yüzyıl Anadolu’da Osmanlı hâkimiyetinin yeniden oluşmaya başladığını görüyoruz. Timur’un Anadolu’yu istilasından sonra Anadolu beyliklerle önetilmeye başlamıştı. Osmanlı tekrar içerde hakimiyeti sağlayarak İslam anlayışı etrafında bir devlet yapısı kurmuş, sosyal ve kültürel hayat İslam dini etrafında şekillenmeye başlamıştır.

 12. a. Ahmedî hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
Asıl ismi abuzeri İbrahim'dir, 14. yüzyılın en büyük divan şairidir,
Hayatının ilk yıllarını ve ilk öğretimini Anadoluda tamamladıktan sonra öğrenim için Mısır'a gitmiştir. Öğrenimini bitirdiğinde, Kütahya'ya geldi. Önce Süleyman Şah'ın (Germiyan beyi), daha sonra ise Timur'un koruması altına girdi. Amasya'da 1414 yılında vefaat etti.
Ahmedî, dönemindeki şairleri büyük ölçüde etkilemiştir. Eserleri dini konular veya temalar içermez. Fars şiir formunu Türkçe'ye uygulamaya çalışmıştır, fakat Farsça mecazlar Türkçe'ye tam olarak aktarılamadığı için şiirlerinde düzenli ve güçlü mısra yapıları bulunmamaktadır.Genellikle yüksek zümreye (padişahlara) hitap etmiştir.
Başlıca Eserleri
Ahmedi Divanı
Cemşîd ü Hurşid (mesnevi)
İskendername(mesnevi)
Ahmedi Divanı
6 nüshaya sahip olan Divan, Ahmedi'nin şairlik yeteneğini ortaya koyduğu önemli eserlerindendir.Özellikle la-dini şiirlerde Hoca Dehhani'den etkilenmiş olduğu görülür.Dehhani dışında etkisinde kaldığı şairler Aşık Paşa,Gülşehri,Ahi Evran olarak sıralanabilir. Ahmedi'nin şiirlerinin bir kısmı nazire mecmualarında bulunmaktadır.
Cemşid ü Hurşid
İranlı şair Salman Saveci'nin aynı adı taşıyan 1700 beyitlik yapıtının genişletişmiş çevirisi olan, Cemşîd ü Hurşîd, ünlü 14. yüzyıl divan şairi Ahmedî'nin belki de en çok tanınan eseridir.Ahmedî'nin bu ünlü mesnevisi beş bin beyitliktir.Mesnevide gündelik hayata dair unsurlara sık rastlanmaktadır. Eserden bir beyit: Didi kim derdümün yokdur keranı- Nice takrir ideyim ben anı
Ahmedî'nin bir de divanı olup, değeri İskender-nâme’sine nisbetle daha yüksektir; sekiz bin beyitten fazla olan bu divanda şiirin muhtelif şekillerini havi manzumeler görülür; yine Ahmedî'nin beş bin beyitli Cemşid ü Hurşid isimli manzumesi, Çin hükümdarının oğlu Cemşid ile Rum kayserinin kızı Hurşid arasındaki âşikane macerayı tasvir etmektedir; gerek bu eserini ve gerek Tervîhü’l-Ervâh adındaki tıbba dair manzum ve mufassal telifini Emîr Süleyman Çelebi'nin emriyle kaleme almıştır.
İskendernâme
İskendernâme, ünlü Türk Divan edebiyatı şairi Ahmedî tarafından kaleme alınmış bir mesnevidir.Klasik edebiyatta Ayine-i İskender olarak anılır. 1390 yılında yazılan mesnevi I. Beyazıt'ın oğlu Emir Süleyman'a sunulmuştur. Adından da anlaşılabileceği gibi eser Büyük İskender'in hayatını konu alır. Fakat, çoğu araştırmacıya göre, eserin amacı ismi geçen kişinin hayatını anlatmaktan çok bu hayatı bir çerçeve-hikâye olarak kullanıp birçok farklı bilim dalına dair çeşitli bilgiler vermektir. Nitekim eserde konu edinilen İskender'in yaşam öyküsü ile İskender'in gerçek yaşam öyküsü arasında büyük farklılıklar bulunur. Nizami'nin 2500 beyitlik İskendernâme'sinin bazı kısımları tercüme edilerek esere dahil edilmiştir. Ahmedî bu mesnevide 3 farklı şahsiyete 3 sembol yüklemiştir; Aristo aklı,İskender ruhu,İskender'in savaştığı Dara nefsi temsil eder.Ahmedî, Sultanın isteği üzerine mesnevisinin sonuna ilk manzum Osmanlı tarihi sayılabilecek 334 beyitlik bir Gazavat-nâme eklemiştir. Çoğu araştırmacı göre şiir açısından çok parlak bir eser olarak kabul edilmeyen İskendernâme´yi önemli kılan ana unsur ihtiva ettiği bilgilerdir. Her ne kadar bir mesnevi olsa ve nazım şeklinde yazılmışsa da eserin içeriğinin büyük bir kısmı geometri, astronomi, tıp, felsefe, siyaset, etik, teoloji gibi bilimlere dair bilgiler içerir. Bu da eseri Bilim Tarihi ve Felsefe Tarihi açısından önemli kılar. Eserin bu özelliği birçok bilimadamı ve şairin eseri edebi bir eserden ziyade bilimsel bir eser olarak görmesine sebep olmuştur. Eseri bu şekilde yorumlayanlar arasında Latîfî ve E. J. Wilkinson Gibb gibi isimler vardır. Franz Babinger ise İskendernâme'nin Büyük İskender'e ait efsaneleri tesvir ettikten sonra bir bilim ansiklopedisi halini aldığını belirtir
b. “İskendernâme”de olayların ardından ahlaki ve fikrî düşünceler yansıtılmaktadır. Eserin genelini de düşünerek şairin fikrî ve edebî yönü hakkındaki düşüncelerinizi aşağıya yazınız.

b. Ahmedî, dönemindeki şairleri büyük ölçüde etkilemiştir. Eserleri dini konular veya temalar içermez. Fars şiir formunu Türkçe'ye uygulamaya çalışmıştır, fakat Farsça mecazlar Türkçe'ye tam olarak aktarılamadığı için şiirlerinde düzenli ve güçlü mısra yapıları bulunmamaktadır. Genellikle yüksek zümreye (padişahlara) hitap etmiştir.
13. Şairin hayatını, eğitim düzeyini göz önünde bulundurarak yazar ve eser arasındaki ilişkiyi aşağıya yazınız.

13. Eser ile yazarı arasında sıkı bir ilişki vardır. Yazdığı diğer eserlerden de bu durum rahatça görülmektedir.

YORUMLAMA – GÜNCELLEME

 1. XII. yüzyılda, Malatya bölgesinde Danişmendliler çevresinde oluştuğu kabul edilen “Battal Gazi Hikâyesi”nde kahramana “Seyyid” unvanının verilmesinin o dönem için önemini açıklayınız.

1. Seyyid, Araplarda peygamber efendimizin soyundan gelenlere verilen bir ad olduğu gibi bir hitap sözü olarak da kullanılır. Türkçede Efendi veya beyefendi gibi anlamlara gelir.  verilmesi dini bir niteliği taşıdığı için önemlidir.
2.  Dirse Han’ın, çocukları olmadığı için eşine söylediği sözlerine karşılık, hatunun öğütlerini hemen yerine getirmesini, Oğuzlardaki kadına bakış açısı yönünden değerlendiriniz.
2. Türkler tarih boyunca kadına ayrı bir değer vermişler,  bu yüzden hatun, sultan gibi unvanlarla hitap etmişler. Burada da Oğuzların kadına verdiği değeri göstermektedir.
3.  Dirse Han’ın oğlu on beş yaşındayken bir boğayı yendiği için Dede Korkut tarafından ona “Boğaç Han” adı verilir. Dede Korkut, Boğaç Han’a adını koyduktan sonra babası Dirse Han’a ona beylik vermesini söyler. Bu âdet, günümüzde aile içinde nasıl devam ettiriliyor? Açıklayınız.
3. Türkler çocuklara isim koyma  çocuk büyüyüp bir kahramanlık yaptıktan sonra verilirmiş. Bu da çocukların daha küçük yaşta kahramanlığa özenmesine bir şeyler yapma ihtiyacı duymasına yardımcı olmuştur.
4.
Çeşme-i   Hayvânun içinde ecel  
Kişiyi   bulur nedür bunca emel  
Zehr olur irdükd’ecel Âb-ı Hayât         
Vây ana k’ardıncadur anun memat   
(Bu kadar arzu nedendir, ecel insanı ölmezlik suyunun içinde de bulur.
Ölümden yakasını kurtaramayan insanın vay hâline ki ecel onu yakaladığında                                                                  ölmezlik suyu bile ona zehir olur.)
Yukarıdaki beyitlerde Zülkarneyn, ölmezlik suyunu arayan İskender’e neden bu öğütleri vermektedir? İskender’in bu suyu bulma amacı nedir? Siz bu sudan içmek ister miydiniz? Nedenlerini açıklayınız.
4. İskender’in bu suyu bulmasındaki amaç ölümsüz olmaktır. Ahmedi ne oluşa olsun insanın bir gün mutlaka öleceğini bu sondan kaçışın olmadığını bu yüzden büyüklük taslamamak gerektiğini anlatmak istiyor. Doğru ya da yanlış herkes ölümsüz olmak ister.
5.  Ölmezlik suyunu içen Hızır, efsaneye göre sıkıntıya düşen insanlara yardıma koşmaya başlamıştır. Günümüzde, zor durumda kalan birinin işine son anda çare olan kişiler için “Hızır gibi yetişti.” Ya da “Hızır yetişti.” Denilmesinin bu efsaneyle ilgisini açıklayınız.
5.Hz. Hızır Kuran’da adı geçen kişilerden biridir. Onun yaşadığı hayat farklı bir boyuttadır. Buna Hızır makamı denir. Hızır aleyhisselamın görevi Allah’ın istekleri doğrultusunda dünyada olup biten bazı olaylara müdahale etmektir.
6.  “Dânişmentnâme ile Battalnâme” arasındaki tarihî bağlantıyı açıklayınız.
6. Birbirinin devamı niteliğinde olan destanlardandır. Battalgazi Danişmentgazi’yle aynı dönemde yaşamıştır.  Bazı rivayetlerde onun bir kumandanıdır.
DEĞERLENDİRME
1. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.
XIII ve XIV. yüzyılda anlatmaya bağlı metinler DESTAN ve hikâyeler olmak üzere iki grupta incelenir.
XIII ve XIV. yüzyılda halk arasında anlatılan kahramanlık hikâyeleri, fetih ve KAHRAMANLIK temalarını işlemesi sayesinde daha çok ilgi görmüştür.
DANİŞMENTNAME, Seyyid Battal Gazi Hikâyesi’nin ikinci halkası olmuştur.
2. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
(  D )   XIII ve XIV yüzyılda destani hikâyeler Anadolu’da oluşmuştur.
( D )   Battalnâme’de İslamiyet öncesi destanların etkisi görülmemektedir.
( D  )   XIII ve XIV yüzyılda destani hikâyeler, yaşanmış bazı tarihî gerçekleri dile getirmektedir.

3. Aşağıda verilen bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.
XXX      “İskendernâme”   tarihî gerçekliklerden yararlanılarak yazılmış bir eserdir.
XXX      Halk   hikâyeleri ve Dede Korkut Hikâyeleri’nin söyleyenleri belli değildir.
            “Battalnâme”,   Battal’ın ağzından anlatılan bir halk hikâyesidir.
XXX      XIII ve XIV   yüzyıldaki eserlerin kaynağı, destanlar ve İslami dönemde oluşan   hikâyelerdir.
XXX      XIII ve XIV yüzyıl eserlerinde İslami   dönemin etkisiyle Arapça ve Farsça kelimeler kullanılmaya başlanmıştır.
XXX      ”Dede Korkut Hikâyeleri”, Türk   edebiyatında, destandan öyküye geçiş aşamasının en özgün ürünlerindendir.   Ancak destan özellikleri daha belirgindir.
XXX      Ahmedî, XIV   yüzyıl divan şiirinin en ünlü şairlerindendir.
XXX      ”İskendernâme ve Cemşid ü Hurşit”   Ahmedî’nin mesnevi tarzında yazdığı eserleridir.

4.  Dede Korkut Hikayeleriyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A. Dede Korkut Hikâyelerinde hikayecinin ağzından söylenen yerler düz yazıyla belirtilmiştir.
B. Olaylar sırasında kişilerin karşılıklı konuşmaları da düz yazıyla verilmiştir.
C. Dede Korkut, kahramanlara ad koyan, Oğuzların ona akıl danıştıkları bilge kişidir.
D. Dede Korkut Hikâyelerinde, Müslüman Oğuzların iç ve dış güçlerle savaşları anlatılmaktadır.
E. Dede Korkut Hikâyelerinde olağanüstü özelliklere rastlanılmamaktadır.



0 yorum:

Yorum Gönder

 
çocuk oyunları trt çocuk