1 Ocak 2013 Salı

12. Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Toplumcu Şiir Zevk ve Anlayışını Ön Plana Çıkaranlar sayfa 87-89



HAZRILIK
*          Sosyalizm ve kominizmdem beslenmiştir.
*       Toplumcu Şiirin Özellikleri
*         I. ve II. Yeni’ye tepki olarak ortaya çıkmıştır.
•          Sosyal olaylara ve toplumsal meselelere yönelmişlerdir.
•          Eserlerinde köy hayatını ve köylülerin sorunlarını ele alan bu sanatçılar yurt   
            gerçeklerini anlatmak gerektiğini savunmuşlardır.
•          Özellikle hikâye ve roman türünde başarılı olmuşlardır.
  *         Nazım Hikmet, Rıfat Ilgaz, Ahmet Arif, Kemal Tahir, Orhan Kemal
* Rıfat Ilgaz
Rıfat Ilgaz 1911 yılında Kastamonu Cide'de doğdu. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nü 1938'de bitirdi. 1939'da İstanbul'da öğretmenliğe başladı. 1940'da Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi. 1943'te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944'de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1950'li yıllarda gazetecilik yapmaya başladı. Ocak 1953'te "Devam" adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. 1961 Anayasası yürürlüğe girdikten sonra kendi adıyla yazı ve şiir yayınlama özgürlüğüne kavuşan Rıfat Ilgaz, 1970'te Basın Şeref Kartı'nı aldı. 1974'te emekli oldu. Cide'ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve 1 aydan fazla gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince ölüm tarihi olan 7 Temmuz 1993'e kadar İstanbul'da yaşadı.

Eserleri
Şiir
Yarenlik (1943), Sınıf (1944), Yaşadıkça (1948),Devam (1953)
Üsküdarda Sabah Oldu (1954) Soluk Soluğa (1962),Karakılçık (1969), Uzak Değil (1971), Güvercinim,, Uyur mu (1974) ,Kulağımız Kirişte (1983) ,Ocak Katırı Alagöz (1987) ,Bütün Şiirleri (1983)
Roman
Karadeniz'in Kıyıcığında 1969, Karartma Geceleri 1974, Sarı Yazma 1976 ,Yıldız Karayel 1982
Anı
Yokuş Yukarı 1982, Biz de Yaşadık 1984, Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra (1986), Mizah Öykü ve Romanları, Radarın Anahtarı 1957, Don Kişot İstanbul'da 1957, Bizim Koğuş 1959, Hababam Sınıfı 1959
Kesmeli Bunları 1962, Nerde O Eski Usturalar 1962, Saksağanın Kuyruğu 1962, Şevket Ustanın Kedisi 1965, Geçmişe Mazi 1965, Altın Eskicisi 1972, Palavra 1972, Tuh Sana 1972, Çatal Matal Kaç Çatal 1972, Bunadı Bu Adam 1972 Keş 1972, Al Atını 1972, Hababam Sınıfı Uyanıyor 1972, Sosyal Kadınlar Partisi 1984, Apartman Çocukları 1984, Çalış Osman Çiftlik Senin 1984
Çocuk Kitapları
Öksüz Civciv 1979, Bacaksız Kamyon Sürücüsü 1980, Bacaksız Sigara Çocukları 1980, Bacaksız Paralı Atlet 1981

Enver GÖkçe Hayatı ve Eserleri
1920’de Erzincan’ın Kemaliye ilçesi Çit Köyü'nde doğdu. 19 Kasım 1981’de Ankara’da yaşamını yitirdi. 8 yaşında ailesiyle birlikte Ankara'ya geldi. Ankara Gazi Lisesi'ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. İstanbul Kadırga Öğrenci Yurdunda yöneticilik yaparken Türk Ceza Yasası’nın 141. Maddesi’ne aykırı eylemde bulunmakla suçlandı. Yargılanıp ceza aldı. 7 yıl cezaevinde kaldı. 1957’de özgürlüğüne kavuştu. Ardından 3 yıla yakın Çorum'da sürgün cezası çekti. Dönüşünde Ankara’da gazetelerde düzeltmenlik serbest yazarlık yaptı. İstanbul'da Yurtlar Müdürlüğü'nde çalıştı. Doğduğu köye çekildi. 1977'de tedavi için Bulgaristan'a gitti. Dönüşünde tekrar Ankara'ya yerleşip çeviriler yaptı. Son günlerini Ankara’da Seyran Bağları Huzurevi’nde geçirdi. İlk şiiri 1943'te "Ülkü" dergiinde yayınlandı. Daha sonra Ülkü Yurt ve Dünya Ant Gün Söz Yağmur ve Toprak Yeryüzü gibi dergilerde imzalı imzasız şiirleri yazıları çıktı. Ortak dili zenginleştiren yerel sözcüklerle örülmüş eserleriyle özgün bir şiire ulaştı. Türk şiirinde 1940 kuşağı ya da "Acılı Kuşak" olarak anılan toplumcu şairlerin önde gelen temsilcileri arasında yer aldı. Pablo Neruda’dan da şiirler çevirdi.
ESERLERİ:
Dost Dost İlle Kavga (1973)
Panzerler Üstümüze Kalkar (1977)
Şiirler (ölümünden sonra 1982)
Eğin Türküleri (1982 DTCF bitirme tezi)

A. KADİR
Asıl adı İbrahim Abdülkadir Meriçboyu’dur. 1917 yılında İstanbul’da doğdu, 1985 yılında yine İstanbul’da öldü. Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdi (1936). Ankara Harp Okulu son sınıfındayken, Nâzım Hikmet’in bu okulda propaganda yaptığı gerekçesiyle açılan davada yargılandı, on ay hüküm giydi, okuldan çıkarıldı (1938). İstanbul Hukuk Fakültesi’ne girdi (1941). Tan gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. Arkadaşlarıyla Yürüyüş dergisini çıkardı. Savaş karşıtı şiirlerini içeren ilk kitabı Tebliğ (1943) toplatılınca, sıkıyönetim tarafından İstanbul dışına sürgün edildi (1943-1947). Sürgünlüğü Muğla, Balıkesir, Konya, Adana ve Kırşehir’de geçti. 1965’ten sonra şiir çevirileri ve kitaplarının yayımıyla uğraştı. Azha Erhat ile birlikte İlyada ve Odesa çevirilerini yaptı.
İlk şiirleri Ali Karasu imzasıyla yayınlandı. Başlangıçta Faruk Nafiz Çamlıbel ile Necip Fazıl etkisinde şiirler yazdı, Nâzım Hikmet’in şiirleri ile karşılaşınca şiir ve dünya görüşünde önemli değişikler oldu. Bireysel dramı toplumsal sorunların birlikteliği içinde ele aldığı şiirlerinde Nâzım Hikmet’in etkisi belirgindir. 1940 kuşağının önde gelen toplumcu gerçekçi şairlerindendir. Savaş karşıtı tutum, yoksul insanların durumu, insana inanma ve güvenme, özgürlük ve yaşantısındaki zorlu anlar şiirlerinde ağırlık taşıyan konulardır.
ŞİİR KİTAPLARI
Tebliğ (1943)
Hoş geldin Halil İbrahim (1959)
Dört Pencere (1962)
Mutlu Olmak Varken (1968)
Bütün Şiirleri (1988,ölümünden sonra)

  ÖDÜLLERİ
1959 Habib Edip Törehan Çeviri Ödülü
1961 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü
1980 Türkiye Yazarlar Sendikası Hasan Ali Ediz Edebiyat Çeviri Ödülü
1983 Yazko Çeviri Ödülü
ŞİİRLERİ
Açılır Kapılar, Bir İnsan, Bu Su Çoğala Çoğala, Cibali, Çiçekleri Umudumuzun, Çile ,Dağ Başında ,Dön ,Geri Bak, İnsan ,Koğuş ,Koru Kendini ,Nöbette ,Siperde ,Terhis ,Uşaklı İzzet ,Yol ,Yolda Esirler
ŞİİR ÇEVİRİLERİ
A. Kadir, güçlü ozan kimliğini çevirilerine de büyük ustalıkla yansıtmış bir çevirmendi. Onun yabancı ozanlardan dilimize kazandırdığı şiirler, -tıpkı Can Yücel çevirileri gibi- hiçbir zaman çeviri kokmaz. Onları, “Türkçe söylenmiş” ürünler gibi yakın buluruz kendimize. A. Kadir, gericiliğe, bağnazlığa, savaşa, açlığa, yoksulluğa karşı tutum almış dünyaca ünlü ozanların şiirlerinden yalın bir Türkçe’yle yaptığı çevirileri, 1960 yılında yayımladığı “Asıl Adalet” adlı kitapta toplamıştır. A. Kadir’in Mevlânâ ve Hayyam çevirileri de ayrı ayrı kitaplaşmıştır.
Anış - Federico Garcia LORCA
Asıl Adalet - Paul ELUARD
Asker - Nikiforos VRETTAKOS
Ayakta -  Eugène GUILLEVIC
Dövülen Çingenenin Şarkısı - Federico Garcia LORCA
Filistinli Sevgili - Mahmud DERVİŞ
Gene Geleceğiz - Abu SALMA
Gelecek - Bertolt BRECHT
Gitme Dedim - MEVLÂNÂ
Halk - Paul ELUARD
Holivut - Bertolt BRECHT
Hoşça Kalın - Federico Garcia LORCA
Kaçak - Boris VIAN
Merhaba, Guatemala! -  Miguel Angel ASTURIAS
O Gün Gelince - Vítezslav NEZVAL
Saint - Martin Sokağı Şarkısı  -  Robert DESNOS
Savaşta Ölenler - Paul ELUARD
Yaşamak Artıyor  - Eugène GUILLEVIC
BESTELENEN ŞİİRLERİ
Koru Kendini, Ahmet Kaya - Koru Kendini

* Edebiyatçılar kendi dünya görüşlerinive sanatanlayışlarını eserlerine yansıtır. bu yüzden kendi dünyasına yakın insanalra hitap ederler.
2. Etkinlik
. Dağ Başında adlı memtin modern şiir geleneğine göre oluşturulmuştur. belirli bir ölçü ve kafiyesi yoktur. AND OLSUN, ŞART OLSUN şiiri de modern şiir geleneğine göre göre oluşturulmuştur. fakat bu şiir daha önce çok kullanılmamış bir yöntemle oluşturulmuş. her satıra bir kelime yerleştirilmiş.
5. Dağ Başında şiirinin teması aşktır. And Olsun şiirinin teması ahıın yerde kalmayacağı
6.Her iki, şiirin de dili sade ve anlaşılırdır. Dağ başında adlı şiirde imgelerin daha fazla kullanıldığını görüyoruz. Sevgili farklı imgelerle anlatılmış. Her ikisinde de günlük konuşma dili şiire yansıtılmıştır.
7. Dağ Başında şiirinde ve And Olsun şiirinde ahengi sağlayan unsurlar, kafiye, asonans, aliterasyon  ve  sözcük tekrarlarıdır.
8. Bu şiirler toplumsal gerçekçilik anlayışına göre dile getirilmişlerdir. Her iki şiirde de sosyal içerikli sözcükler ve ifadler sıkça  ele alınmış, ezilmişlik duygusu işelnmiştir. Bu sosyalizm düşüncesinin bir yansımasıdır. Toplumsal  konular bireyusel duygular içinde dile getirilmiş.
9. 8 . sorudaki cevap verilebilir.
10. A. Kadir, gericiliğe, bağnazlığa, savaşa, açlığa, yoksulluğa karşı tutum almış dünyaca ünlü ozanların şiirlerinden yalın bir Türkçe’yle yaptığı çevirileri, 1960 yılında yayımladığı “Asıl Adalet” adlı kitapta toplamıştır. A. Kadir’in Mevlânâ ve Hayyam çevirileri de ayrı ayrı kitaplaşmıştır.
Enver Gökçe ortak dili zenginleştiren yerel sözcüklerle örülmüş eserleriyle özgün bir şiire ulaştı. Türk şiirinde 1940 kuşağı ya da "Acılı Kuşak" olarak anılan toplumcu şairlerin önde gelen temsilcileri arasında yer aldı. Pablo Neruda’dan da şiirler çevirdi.
     ÖLÇME- DEĞERLENDİRME
A.
1. 960'ların ortalarına doğru Marksist şiir iyice boy vermeye başlar. Ancak çıkan ses oratoryoya dönüştüğü için birbirine karışmış ve estetik endişe şiirde göz ardı edilmiştir. Bu dönem şiiri, genellikle parti propagandası edasını taşır. Aynı zamanda kelimenin şiddet unsurundan siyasal bir amaç için istifade yoluna giden şair, bir bakıma şiddete davetiye çıkarır.
Bu dönemin önemli bir şairi olan Enver Gökçe'de (1920-1981), konuşma dili yalınlığı ile Nâzım Hikmet şiirinin bir çok özelliği görülür. Siyasi ve politik tercihlerini estetik endişenin önüne koyan şair, kurulu düzeni lanetleyen söylemiyle propagandanın dar dünyasına düşer. Kurtarıcı misyonla ihtilalci ve militarist bir özne tipolojisini biçimlendiren Gökçe, genelde düşünsel ve ideolojik birikimi içeren radikal imgelerin tek başına kullanıldığı kavga şiirleri yazar.
Dönemin yaygın ideolojik koşullamaları ile biçimlenen kavgaları esas alması, onun şiirini düşünsel tutarlılıktan ve lirik derinlikten mahrum bırakır. Şiirsel algılaması, sürekli olarak praksisin (toplumsal eylem) etrafında şekillenen şair: bağlı olduğu Marksist düşüncenin esasını oluşturan; kentleşme, sanayileşme, üretim-tüketim ilişkileri gibi sorunlarla da fazla ilgilenmez. Nâzım Hikmet'ten etkilenmesine rağmen, onun poetik yaratıcılığı ve ahenkli söyleyişi Gökçe'de yoktur. Dost Dost İlle Kavga (1973), şiirlerim topladığı tek kitabıdır.
Bu kuşak içerisinde ilk şiir kitabı "Yazma"yı 1950'de yayımlayan ve yirmi yıllık bir aradan sonra Bir Siyasinin Şiirleri"yle (1974) toplumsal eleştiriye uzanan Can Yücel'i (1926-3003) de unutmamak gerekir. Cinsel içerikli şiirleriyle anarşist erotizme kadar uzanan ve gövdenin tarihinde Marksist bir cinsel devrimi gerçekleştiren şairin şiiri, hazmedilmeyecek denli çoğulcu ve sıradışı öğeler içerir. İroni, yerleşik düzeni lanetleyen kara yergiler şairi Can Yücel şiirinin atardamarıdır. Cemal Süreya onun şiirinin vurucu yanlarını şöyle anlatır:
"Argo ve küfür bir arınma işlemidir Can Yücel'de. Kötülüğe, kötü düzene karşı aşılanmak için kutsalı delik deşik eder. Tabi eski kutsalı ve yeni kutsal adına. Bu yüzden sürekli olarak tarihsel olaylarla bugünkü olayları iç içe işler. Şiirsel eylemini kurmak, sürdürmek için en elverişli yolu seçmiştir: parodi. Gerçekten de parodi toplumsal eylemle şiirsel eylemi birleştiren uygun bir yoldur. Tarihi, gazete güncelliğine getirir. "
Şiiri, "anlam-yoğun bir eylem", "içtenlik", "çılgınlık", gibi ibarelerle açıklayan Can Yücel, sokağın üslubuyla arabeski denediğinde bile, bozulmayan sağlam bir dil mantalitesine sahiptir. Tarihin anlatımında kullandığı dil, halk türküleri ve deyişleridir. Sonraki çalışmalarında bu dil, soyuta doğru giderek büyük kırılmaları yaşar.
Can Yücel şiirinin en önemli özeklliklerinden birisi de; bilgece bir çocuk edasındaki rahat konuşmasıyla yaşama dair sorular sorması ve insanlığa ayrımcı korkulardan uzak öğütler vermesidir. Şiir kitapları: Yazma (1950), Sevgi Duvarı (1973), Bir Siyasinin Şiirleri (1974,), Canfeda (1986), Çok Bi Çocuk (1988), Kısa Devre (1990) ve Kuzgunun Yavrusu (1990).(...)
Şiir dilindeki duruluk ve biçim üzerine yaptığı deneyimleri ile dikket çeken Eray Canberk (d.1940), bir yandan "toplumsallık zorunlu bir durumdur günümüz insanı için. Toplum içinde yaşıyoruz; toplumsal durumlarla ve koşullarla çevriliyiz. Şiirimizi yazarken bu etkileri taşıyoruz. Öyleyse şiirimiz toplumsaldır." derken; bir yandan da Kuytu Sular 'dan (1969) ve Yüreğinin Burkulduğu Zaman (1983) adlı kitaplarıyla bu zorunlu yönelimi zorunlu bir toplumculuğa çevirmiştir.
Gülten Akın'ın (d. 1933), başlangıçtaki bireysel duyarlığı, 1970'lerden sonra yerini toplumsallığa bırakır. Halk şiiri geleneğini ve Nâzım Hikmet çizgisini takip ederek Kırmızı Karanfil (1971), Ağıtlar ve Türküler (1976), Seyran Destanı (1979) kitaplarıyla işçilikte titiz, nesnel ve toplumsal bir şiir dünyası kurar.
Kemal Özer (d. 1935), ikinci Yeni hareketiyle edebiyat dünyasına girer. Toplumsal meselelere olan duyarlığı şairi önceleri toplumcu, sonraları Marksist bir söylemin kavşağına sürüklen toplumcu anlayışı epik anlayışla bağdaştıran şiirler yazar. 1980'e kadar şiirinin genel çizgisi eylemci ve bilimsel toplumcu anlayışı yansıtır. Kavganın Yüreği (1973), Yaşadığımız Günlerin Şiirleri (1974), Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya (1976) ideolojik yükü ağır olan şiirlerini topladığı kitaplarıdır.
2. Toplumcu Şiir Özellikleri:
* Çıkarcı, pragmatist (faydacı) şiirdir.
* İdeoloji vardır.
* Şairler içinde bulunduğu toplumun sorunlarıyla ilgilenir.
* Bireysellik yoktur. Kollektiflik vardır.
* Dilin işlev görevinden yararlanılmaktadır (söylev özelliği).
* Biçimden çok içerik önemli.
* Ölçüsüz ve kafiyesiz şiirler yazıldı.
* Gelecekçilik akımından (fütirizm) yararlanılmıştır.
* Cesaret, isyan konuları işlenmiştir.
* Edebiyatın kavgacı ve hareketli olmasını istiyorlar.
B.
1. D
2. D
3.D
C.
1. A
2. D                

0 yorum:

Yorum Gönder